zemin

zemin
is., Far. zemīn
1) Taban, döşeme, yer

Kırmızı bir zemin üstünde bir sürü insan, havada uçan beyaz bir kuşa bakıyorlardı.

- M. Ş. Esendal
2) Kumaş, süslü kâğıt, halı, yer muşambası, tablo vb. desenli nesnelerde, biçimlerin üzerinde yer aldığı renk

Zemini mavi bir halı. Zemini beyaz bir basma.

3) mec. Temel, dayanak

Asıl sohbet zemini nadide yemek tarifi, köşk ve bahçe tanzimidir.

- R. H. Karay
4) mec. Ortam

Tartışmayı bu zeminde ele alalım.

5) esk. Yeryüzü, dünya
Birleşik Sözler
Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller

Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.

Игры ⚽ Поможем сделать НИР

Look at other dictionaries:

  • zemin — zemin·da·ry; …   English syllables

  • Zemin — →↑Jiang Zemin …   Dictionary of contemporary English

  • zemin kat — is. Bakınız zemin katı …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • zemin katı — is. Giriş katı Bu da derde deva olamayınca zemin katını bakkal dükkânına tahvil etti. Ö. Seyfettin …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • zemîn — (F.) [ ﻦﻴﻡز ] 1. yer. 2. dünya. 3. fon. 4. konu, alan …   Osmanli Türkçesİ sözlüğü

  • ZEMİN — Kötürüm kimse …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • zemin hazırlamak — uygun ortam yaratmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • zemin ve zamana uygun — konuya, içinde bulunulan şartlara uygun …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ZEMİN Ü ZAMAN — Vakit ve yer. * Münasebet. Mevzuya veya mes eleye olan uygunluk, hâl, vaziyet …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • ZEMİN-BUS — (Saygı ve hürmetten dolayı) yeri öpme …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”