yakıştırmak

yakıştırmak
-i, -e
1) Yakışacak bir duruma getirmek, uygun duruma koymak, yaraştırmak

Yakışıklı, orta boylu, giydiğini kendisine yakıştırır, kendini saydırabilir bir adam.

- M. Ş. Esendal
2) Uygun ve yerinde görmek, iyi karşılamak

Ancak kızı o oğlana bir türlü yakıştıramadı.

- T. Buğra
3) Uydurmak
4) mec. Bir durum veya niteliği bir kimse için düşünmek, yormak

Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.

Игры ⚽ Нужна курсовая?

Look at other dictionaries:

  • laf yakıştırmak — konuşma sırasında yerinde söz söylemek, gerekeni ifade etmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • layık görmek — yakıştırmak, uygun görmek Ben işte oyum, şimdi söylemeye layık görmediğiniz Dikmen Yıldızı... A. Gündüz …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • TATBİK — Yakıştırmak. Yerine getirmek. * Karşılaştırmak. * Bir kaide, kanun veya emri yerine getirmek. Kıyas ve tahmin etmek. * Benzetme, uydurma …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • kondurmak — e 1) Konma işini yaptırmak Koca dağın başına ne güzel bir yapı kondurmuşuz ama gel gör ki yolunu unutmuşuz. B. R. Eyuboğlu 2) Gelişigüzel takmak, iliştirmek Başına çiçekler kondurmuş. 3) i Birden yapıvermek veya söyleyivermek Öpücüğü kondurdu. 4) …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • laf — is., Far. lāf 1) Söz, lakırtı Ben lafımı bitirmeden o atıldı. 2) Sonuçsuz, yararı olmayan söz Onun söyledikleri laftan ibaret. 3) Konuşma 4) Konu, mevzu, bahis Lafı değiştirdi. 5) ünl. Öyle şey olamaz, bu sözün hiçbir değeri yok anlamlarında… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • uydurmak — i, e 1) Uymasını sağlamak Gözlerini kilidi sökülmüş ve büyümüş anahtar deliğine uydurdu. P. Safa 2) i Hayal gücünden yararlanarak gerçek dışı bir şey söylemek, yakıştırmak Terzinin kendi sözünü yanlış anlamış olduğu hikâyesini uydurmuş olmalıydı …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • yakıştırma — is. Yakıştırmak işi …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • yaraştırmak — i, e Uygun görmek, yakıştırmak, tensip etmek Kendime ben de o hâli yaraştıramıyorum. R. H. Karay …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • yedirmek — i, e 1) Yemesini sağlamak 2) Ağzına yiyecek vermek, beslemek, karnını doyurmak Çocuğu yedirmek. 3) Bir şeyi azar azar başka bir şeyin içine karıştırarak belli olmayacak duruma getirmek Yağı hamura yedirmek. 4) Bir fazlalığı herhangi bir biçimde… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • NAZ — f. Bir şeyi beğenmeyiş, şımarıklık. * Beğendirmek maksadiyle kendini ağır satmak. * Celb i muhabbet için edilen nezâket, letâfet ve zarafet. * Yalvarma, rica.(İşte ubudiyetin esası olan, acz ve fakr ve kusur ve naksını bilmek ve niyaz ile dergâh… …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”