is., -cu
1) Genellikle uzun bir nesnenin incelerek biten son ve sivri noktası

Bu resmin iki gözü bir makasın ucu ile oyulmuştu.

- A. Gündüz
2) Bir şeyin baş veya son noktası
3) Bir şeyin kenarı

Kırk kişilik bir masanın bir ucunda, üç kişiyiz.

- R. H. Karay
4) Bir uzaklığın son noktası

İstikbal bu yolun ucundan bir güneş gibi doğuyor.

- F. R. Atay
5) Bir şeyin başı, tepesi
6) sf. Bir şeye gereğinden çok fazla bağlanan, önem veren, ekstrem
7) tar. Türk devletlerinde genellikle sınır boylarındaki eyalet ve sancak
Birleşik Sözler
Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller

Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.