el


el
1. is., anat.
1) Kolun bilekten parmak uçlarına kadar olan, tutmaya ve iş yapmaya yarayan bölümü

El var, titrer durur, el var yumuk yumuk / El var pençe olmuş, el var yumruk.

- Z. O. Saba
2) Sahiplik, mülkiyet

Elden çıkarmak. Elimdeki bütün parayı bu eve yatırdım.

3) Kez, defa
4) İskambil oyunlarında oynama sırası
5) İskambil oyunlarında her bir tur
6) Yönetim, baskı, etki

Bu topraklar düşman elinden kurtarıldı.

7) Bazı nesne ve araçların tutmaya yarayan bölümü

Kapı eli.

Birleşik Sözler
Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller
- <
- <
- <
- <
- <
- <
- <
- <
- <
- <
- <
- <
- <
- <
- <
- <
- <
- <
- <
- <
- <
- <
- <
- < 2. is.
Yabancı, yakınların dışında kalan kimse

Kâtip benim ben kâtibin el ne karışır!

- Halk türküsü
Birleşik Sözler
Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller
3. is.
1) Ülke, yurt, il

Çöller, Yemen ellerinden betermiş.

- A. Gündüz
2) Halk, ahali
3) hlk. Oba, aşiret

Kalktı göç eyledi Afşar elleri / Ağır ağır giden eller bizimdir.

- Dadaloğlu
Birleşik Sözler
Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller

Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.